Yaşadıklarımın bundan sonra yaşamımda engel oluşturmasına izin vermiyorum!

Yaşadığım her şeyin sorumluluğunu alıyorum ve yaşadım evet kabul ediyorum. Yaşadıklarımın bundan sonra yaşamımda engel oluşturmasına izin vermiyorum!

Dün dünde kaldı. Yarın meçhul. Elimde bugün var. Bugünün aklıyla dünüm için yorum yapmıyorum, yargılamıyorum. O şartlarda böyle yaşamam gerekiyormuş demek ki. Bundan böyle de düşünerek zaman kaybetmektense yine olsa yine yaşarım…

Continue Reading

Kendime “BENci” olmayı öğreteceğim. 30 yaşımda kendime sözümdür!

Hayata bağlandığım pamuk ipliğinin markası gibiydi, yanlızlıklarım. Hep kalabalık yanlızlıkların insanı oldum. İstemsiz, belki de yer yer istemli.

Cesaretim yoktu ama hep kaybetmekten korktum. Korkum o kadar büyüktü ki, çeşitli yerlerde birçok maskeyi de beraberinde eşantiyon olarak hediye ederdi… Beni olduğum gibi kabul edemeyen herkese karşı ayakta kalabilmek için kullanabileceğim birkaç kullanımlık maskelerim vardı artık.

Beni anlamayan, anladığını da yanlış anlayanlara karşı artık hem ben gibi, hem de kendisi gibi görünebilen biriydim. Oyun oynamak keyiflidir belki, fakat her zaman değil.

Continue Reading

Yara izleri zamanla sevilir…

Canın mı acıyor?

Acı, kalbini bir matkap hiç durmaksızın oyup duruyor mu?

Dışarıdan hiç belli olmasa da içten içe sürekli kanıyor mu yaraların?

Kendinden bile kaçmak istediğin de oluyor mu peki? Kaçamadığında ise uykunun en yakın arkadaşın olduğu zamanlar, tanıdık geldi değil mi?

Zaman diyordur etrafındaki herkes… “En iyi ilaç zaman!”

Zaman? Sahi etrafında bu kadar söylenince kelime de yabancılaşıyor insana sanki…

Continue Reading

Saftım ama salak olduğuma yeni aydım!

İnsanlarla arama ne zaman mesafe koymayı öğrenebilirim bilemiyorum. Bu konuda biraz tedirgin olduğum bir gerçek. Lakin artık vaktidir! Bu gerçekle şiddetle yüz yüzeyiz ve pis pis birbirimizi kesiyoruz!

İlk hamle yapan kaybeder varsayımıyla sessiz, vakur bir o kadar tetikte beklemekteydim ki, ilk adımı yüzüme attığı tokatlarla kendisi yaptı…

Hem de ne yapmak… Ben de boş durmayıp itinayla yardım ettim kendisine ayrı! Sağ yanağıma inen tokata karsı ısrarla yetmez, sol yanım eksik kalır düşüncesiyle kimseye mahal vermeden dönüp, durdum! Birkaç sene bu yanaktaki pembelikle hiçbir kozmetiğe ihtiyaç duymam o kadar… Lakin artık yeter! Doğal allık etkisi tokatlar yerine yapay allıklar, kozmetik ile yanaklarımı pembeleştirmeye karar verdim…

Bir insana ilk şans arkadaşlık kapısı açılarak verilir… İkinci şansı ise illa ki hak eder… ( Tecrübeyle sabit %90 oranda bu şansı kullanamaz ama herkes hayatta ikinci şansı hak eder!) Ama üçüncü şans eşiğine geldiyse olay işte orada dur yolcu! Bırak onu Allah versin!

İşin özü; iyi niyet yatırımı tarafımdan durduruldu. Artık bolluk bereket, bol keseden iyi niyet dağıtmaca yok! Herkes ektiği kadar biçecek…

Yıllar yılı kendimi kandırmacalar sonucunda, sırtımda taşıdığım yüklerimden kurtulma vaktidir!

Dost dost diye nicesine sarıldım deyip, kendine kara toprağı dost sayan Aşık Veysel olgunluğu kafasına da hiç giriş yapmaya niyetim yok. 30uma da yeni girmişken hali hazırda aksiyon için tam yeri tam zamanıdır!

Hayatıma girip salaklığım konusunda bana bu dersleri kazandıran zat-i muhteremlere ise teşekkürü borç bilirim. İyi ki vardınız, sizlerle büyüyorum 🙂

Son soz izninizle onlara gelsin…

Herkes kendi çöplüğünde mutlu olsun, devinsin, dursun… Ne de olsa kalbiniz kadar varsınız ve bir o kadar da var olmaya devam edeceksiniz… Yaşıyorsunuz, unutmayın şimdilik! Zamanınızı nasıl kullanacağınız hayatınızı gerçekleyecek! Tavsiyem iyi kullanmanızdan yana olur! Belki bir sonrakinde bu kadarı bile olmayacak…

Mümkünse bir daha görüşmeyelim…

Attığınız bumerangların size döneceği günler yakın olsun… Kendinize rağmen başarabilirseniz de kalın sağlıcakla…

Benden bu kadar!

 

Continue Reading